Ya kardeşim sen ne yapıyorsun bu çocuklarla?

Çocukların gözlerindeki ışıltıyı seviyorum...

Merhaba, eğer beni instagram üzerinden takip ediyorsanız, 10-15 yaşlarında çocuklarla paylaştığım fotoğraflara da mutlaka denk gelmişsinizdir. Bu fotoğrafları gören bir çok arkadaşım “Ya kardeşim sen ne yapıyorsun bu çocuklarla?” diye soruyor. Bende onlara kısaca “Çocukların gözündeki ışıltıyı seviyorum..” diye cevap veriyorum. Bugün o ışıltının benim için neden önemli olduğunu bahsedeceğim.

Çocukların gözündeki ışıltıyı ilk 2017 yazında fark ettim. AGD (Anadolu Gençlik Derneği) Ortaokullar Komisyonunun düzenlediği Yaz Etkinlikleri için Antalya Elmalı’da bulunan yurda gidecek ve 6 hafta boyunca yaklaşık 40 ortaokul öğrencisinin Temel Dini ve Ahlaki kazanımları elde etmesi için mücadele verecektim. Bu teklifi ilk duyduğumda, 6 hafta boyunca çoluk çocukla uğraşmak bana hiç mantıklı gelmemişti, gitmemek için elimden geleni yaptım. Sonunda pek istemesemde 1 hafta gecikmeli olarak göreve başladım. Düşüncemin aksine hayatımın en güzel yazlarından biri oldu. İlk defa bir insan yetiştirmenin kıymetini anladım. İlk defa çoluk çocuk diyerek görmezden geldiğimiz o gençlerin içinde nasıl bir değer olduğunu gördüm. İlk defa çocukların gözlerindeki ışıltıyı fark ettim ve o ışıltıyı çok sevdim. 

Bu ülke için, bu ülkenin evlatları için bir şeyler yapabileceğime, bir şeyleri değiştirebileceğime olan inancım o gün başladı.

Peki sorunun cevabını verelim, ne yapıyoruz bu çocuklarla?

Yeryüzünün imarı ve ıslahı için mücadele ediyor; hak, adalet ve dürüstlük hakim olsun diye çalışıyoruz. Bunlar abartılı sloganlar gibi geliyor değil mi? Ama bunlar bir slogan değil, Hud Suresi 61. ve Maide suresi 8. ayetlerde geçen Allah’ın emirlerinden sadece bir kaçı! Böylesine şerefli bir hizmeti başarmak bize nasip olur mu olmaz mı bilmiyorum ama en azından bir tane kardeşimizin gönlünde hakkı, adaleti, dürüstlüğü hakim kılmak için mücadele edebiliriz.

Sezai Karakoç’un değişiyle;

 Kötülükleri bitiremeyiz ama iyilikleri çoğaltabiliriz.

Bu satırları okurken “10 yaşında iki-üç çocukla oturup, dünyayı mı değiştireceksiniz” diyen arkadaşlarım mutlaka olacaktır. 

Metin Balkanlıoğlu’nun tarihe geçen şu sözleri aklıma geliyor:

Biz, atını denize süren komutan olamadık,
20 yaşında İstanbul’u fetheden fatih olamadık,
240 kiloyu kaldırıp topun ağzına koyan bir Seyit onbaşı da olamadık.
Mücadele etmeyi, dövüşmeyi başaramadık, bırakın sevmeyi başaralım.

Bu ülkeyi sevelim mesela, bu ülkenin insanını sevelim. Kahvehaneler vatansever insanlarla dolu, bundan bahsetmiyorum. Sevdiğimiz şey için mücadele etmekten bahsediyorum. Bunun için illaki tanka, topa, tüfeğe ihtiyacınız yok. Ama mutlaka maddi ve manevi sorumluluklarının farkında; tarihine, çağına ve yarınlara duyarlı; kardeşliğin, merhametin, sevginin ve iyiliğin yaygınlaştırılmasında emek sahibi; adaletin tesisinde kararlı; bilgili, inançlı ve çalışkan gençlere ihtiyacımız var. 

Gerek ortaokul, gerek lise gerekse üniversite öğrencileri için düzenlediğimiz tüm faaliyetlerde amacımız bu donanıma ve ideallere sahip bireyler yetiştirebilmek. (Tabi önce kendimizi…) 

Benim elimden şu an bu geliyor. Yarın topla, tüfekle bu çalışmayı yapmak zorunda kalmayalım diye bugün mücadele ediyorum. Çünkü;

Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey…

Allah gayretlerimizi artırsın.

2 Yorum

  1. Efsane yazmışsınız👏👏👏

  2. Yüreğine sağlık osmanım 👍 rabbim başarılarının devamını nasib eylesin.

Bir cevap yazın