Bu kararı alanlara hakkımı helal etmiyorum!

Bu kararı alanlara hakkımı helal etmiyorum

Ama sen Muratpaşa’lı değilsin ki! Son 1 yılda kullanmaktan en çok nefret ettiğim cümle galiba bu. Neden mi? Gelin hikayenin en başına gidelim.

2016 yılında Andolu Gençlik Derneği (AGD) Üniversite Komisyonunda 1 yıl görev yaptıktan sonra, bazı fikir ayrılıkları nedeniyle görevimden ayrıldım. Gençlik çalışmalarını 1 sene boyunca farklı şekillerde sürdürdüm. Tabi bu tür topluluklardan ayrıldığınızda genelde davayı satmakla suçlanırsınız. Kime ve neye sattığımı bilmiyorum ama bizden bu suçtan nasibimizi aldık. Herkes arkamdan bir şey söylüyor ama kimse gelipte bana derdimi, fikrimi sormuyordu. 1 yılımız böyle geçti. Birileri bana, ben birilerine kızdım. Sonunda dönemin Ortaokullar Komisyon Başkanı Muammer Hoca, beni anlayan nadir insanlardan oldu. Sonrada ortaokullarda birlikte çalışmaya başladık.

Kağıt üstünde ne kadar başarılı çalışmalar yaptık bilmiyorum, açıkcası önemsemiyorumda. Ama şunu bilmenizi isterim; hayatımın hiç bir döneminde, hiç bir şey için bu kadar mücadele etmedim. Bir senelik emek, çaba ve fedakarlıklar sonucunda 200’den fazla öğrenciyle tanıştım. Tanıştım dediysem 200 öğrenciye adını sormaktan bahsetmiyorum. 200 öğrencinin yeteneklerini, sorunlarını, ailesini, zihin ve fikir dünyasına anlama mücadelesinden bahsetiyorum.

Kimilerine göre bu sayı sadece rapor ve listelere yazılacak rakamlardan ibaret olabilir ama bizim mücadelesini verdiğimiz dert; kağıdın üstünde ne yazdığı değil, çocuğun gözlerine baktığımızda ne gördüğümüzle alakalıydı. Bu nedenle genel merkezin bizden istediği grup çalışmaları yerine öğrencilerle tek tek ilgilenmeyi daha çok önemsiyordum. Kaşif Grubu sayısıdan çok, beraber keşfe çıktığımız öğrenci sayısına odaklanmıştım. Ama onunda raporda yeri yoktu…

Ortaokullar Komisyonundaki ilk 6 ayım gerçekten çok zor geçti. Ortaokul programlarında ilk defa yer alıyor, çocuklarla ilk defa karşılaşıyordum. Ya ben programları tam olarak anlayabildim, ya da çocuklar beni…

Bu zor ve bir o kadar da yoğun geçen senenin sonunda ortaokul çalışmalarını tecrübe etmiş, öğrenciler ile daha kolay iletişim kurabilir hale gelmiştim. Kısacası acemilik dönemim geride kalmıştı. Kalfalık dönemine geçmeye hazırlanırken bir haber aldık:

Önce Ortaokullar Komisyon Başkanımız Muammer Köken, Muratpaşa İlçe Başkanı olarak atandı. Daha sonra benden ortaokullardaki görevimden ayrılıp Tanıtım ve Medya İl Başkanı olmam istendi. Eğer dert ismimizin başına aldığımız ünvanlarsa bana daha iyi bir ünvan teklif edilmişti.

Fakat kimsenin görmediği veya görmezden geldiği bir sorun vardı:

Ortaokullar komisyonunda zaten iki kişi vardı ve alınan bu kararla iki kişi de farklı birimlere  gönderilecekti. Bu görevlerin bizlere emanet olduğunu ve vakti gelince başkasına teslim edeceğimizi elbette biliyoruz. Ama söz konusu ortaokul öğrencileri ise burada başkancılık oynayamayız. Bu öğrencilerin hiç biri AGD ile kurumsal bir bağa sahip değil. Eğer siz tanıdıkları iki kişiyi aynı anda görevden alırsanız, maalesef bu öğrencileri kaybetmiş olursunuz.

“Biz bu çalışmaları çok iyi yapıyorduk, bizden başka kimse yapamaz” şeklinde bir şey söylemiyorum. Eminim ki bizden çok daha iyi yapacak arkadaşlar olacaktır. Ben bu çalışmaya başladığımda hiç bir şey bilmiyordum. Öğrenciler, veliler, okullar, müdürler, programlar gibi her konuda Muammer Hoca yanımdaydı. Buna rağmen ilk 6 ay boyunca Muammer Hoca olmadan hiç bir çalışma yapamıyordum. Çünkü veli ve öğrenciye, kendini kabul ettirmek zorundaydın (derneği değil, kendini) ve bu hiçte kolay değildi. Şimdi nasıl olacakta tamamen yabancı birinin bu çalışmalara devam etmesini bekleyeceğiz. Biz bu görev değişikliğini kabul ederiz fakat, veliler yada öğrenciler için bunun hiç bir karşılığı olmayacak.

Benden sadece Tanıtım Medya Komisyon Başkanı olmam değil, yıllarca emek verilmiş 400’den fazla öğrencinin de kaybedilmesine rıza göstermem isteniyordu. Bunu kabul etmem mümkün değildi, etmedimde!

İşin en üzücü taraflarından biride, bu kararın istişare edilmeden alınmış olmasıydı. Allah rızası için bir çalışma yapıyorken, birilerinin kendi adına hüküm vermesi gerçekten çok üzücü.

İstişare için İl Başkanımıza teklifte bulunduğumda ise;

“Bu değişiklik yapılacak, geri dönüşü yok. Sen görevi kabul ediyor musun, etmiyor musun?”

“Belki, ortaokullarda bir eksiklik olabilir ama önemli değil…” *** gibi çok daha üzüldüğüm cevaplar aldım.

O gün belki diyerek, kaybetmeyi göze aldığımız şey; onlarca insanın, yıllarca Allah rızası için verdiği emeklerdi. Bugün geldiğimiz noktada yüzlerce öğrenci ile 1 senedir irtibat kurulmuyor, kurulamıyor. O gün belki denilen şeyin bugün gerçek olduğunu umarım farketmişlerdir. O gün geri dönüşü yok denilen şeyin aslında Allah’ın emri olduğunu umarım hatırlamışlardır.

Hayatımın en kıymetli zamanlarını bu dernekte yaşadım ama bu kararı alanlara asla hakkımı helal etmiyorum.

Sonra ne oldu derseniz. Ben Muratpaşa ilçesi Ortaokullar Komisyonunda Muammer Hoca ile çalışmaya devam ettim. Bu süreçte görevim Muratpaşa ile sınırlı olsada, daha önce tanıştığımız hiç bir kardeşimizi kaybetmek istemiyordum. Kepez, Konyaaltı, Aksu, Döşemealtı… her yerde bizden haber bekleyen onlarca öğrenci vardı. Elimden geldiğince hepsine ulaşmaya, bir şekilde çalışmalara dahil etmeye çalıştım. Ne kadar dışardan destek olmaya çalışsamda şu an bir çoğunun ne yaptığı konusunda hiç bir fikrim  yok.  Maalesef il ve ilçe yönetimlerininde yok.

Muratpaşa’yı sorarsanız; 1 seneyi doldurmak üzereyim. Geçen sene neredeyse tüm zamanımı bu çalışmalara ayırırken bu sene aynı gayreti gösteremiyorum. Göstermekte içimden gelmiyor. Yaklaşık 30 öğrenci ile çalışmalara devam ediyorum. Başka öğrenciler kazanmak yerine, var olan öğrencilere değer katmak için uğraşıyorum.

Yeni İl Ortaokullar Komisyon Başkanı ise geçmişte birlikte çalıştığımız üniversite başkanımız oldu. Kimseye başarı notu verecek durumda değilim. Kendimide başarılı bulmuyorum. Fakat, biz il yönetiminde çalışırken neyi yanlış yaptığımızı  bu sayede anlamış olduk.

Bizim yanlışımız bu işi dert edinmekmiş.

Halbuki çözüm basit “Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz.”

Bizde genel merkezden gelen mesajların üzerine basıp İlet, İlçe Ortaokullar Komisyonu, Gönder adımlarını takip etseymişiz zaten görevimizi yapmış olacakmışız. Ne diye uğraştıysak bu kadar…

Yazıya kullanmaktan nefret ettiğim “Ama sen Muratpaşa’lı değilsin ki!” cümlesi ile başlamıştım. Bazen diğer ilçelerden öğrenciler arıyor, düşünüyorum ne diyeceğim bu çocuğa diye. Sizce ne demeliyim?

Neden bunları yazıyorum?

Ortada bir yanlış var. Elimle düzeltmeye çalıştım, olmadı. Dilimle düzeltmeye çalıştım, başaramadım. Büyüklerimizin vardır bir bildiği dedim, bir sene bekledim. Sonuç ortada! Bırakında şimdi bu yanlışı dile getirelim.

Bunun yeri burası mı?

Evet, burası değil. Bunun yeri “Başkanım, lütfen bu meseleyi tekrar değerlendirelim…” dediğim zamandı. Ama o gün bu konular konuşulmadı. Sence yeri neresiydi?

***Ben iyi hatırlıyorum ama il başkanımız böyle bir ifade kullanmadığını söylüyor, eğer yanlış hatırlıyorsam özür dilerim.

4 Yorum

  1. Tebrik ederim kesinlikle em doğrusunu yapmışsın fakat mevki ve makam sahibi olduğunuz zaman gerçekten içinizde varsa öğrencilere çocuklara daha fazla yardımınız dokunabilir saygılar..

  2. Osman hocam ellerinize sağlık inşallah iyi biyere gelirsiniz de bu sorunlara çözümlerinesayenizde kavuştururuz 🙂
    Bir sorum olacak: ~ meseleleri mesele etmezseniz ortadan mesele kalmaz ~derken ne demek istediniz

    1. Söz aslında Süleyman Demirel’e ait.

      Ortada bir sorun varsa bunun çözmenin iki yolu vardır. İlki bu sorunun çözümü için mücadele etmek. İkincisi ise bu sorunu görmezden gelmek.

      Allah bizi meseleleri mesele edenlerden eylesin, bunu demek istedim.

    2. Bunun yeri burası değil, burası değil derken böyle bir şey olamaz olmamalı. Yani Allah rızası için yaptığımız islerde böyle sorunlarla karşılaşmamamız gerekli. Tabi ki imtihan olacağız ama bu sorunlar yine bizim gibi yaptığı işi Allah rızası için yapan kişilerin yaptığı hatalar sonucu ortaya çıkıyor. Ve genelde bir süre sonra pişman oluyorlar.

      Hatamız, hatalarımız nerede? Surunun asıl kaynağı nedir? Buna acilen tespit edip çözüm üretmemiz gerekli.

      Allah kolaylık versin.

Bir cevap yazın